Ana sayfa Evde Bakım Hemşireliği Yaşamın Son Günlerinde Hemşirelik Bakımı

Yaşamın Son Günlerinde Hemşirelik Bakımı

PAYLAŞ
Yaşamın Son Günlerinde Hemşirelik Bakımı
Yaşamın Son Dönemi ve Hemşirelik Bakımı

Fakrlı ölüm biçimleri farklı yaşantıları da beraberinde getirir ve her ölüm, geride kalanları derinden etkiler. Kronik bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan ölüm, hastayı uzun bir süre ölüm kavramı ile yaşamak zorunda bırakır. Yaşamın son günlerinde hemşirelik bakımı, bu yönüyle çok önemlidir.

Ölüm süreci, yirminci yüzyılın yarısından sonra ev ortamından, yoğun bakım ünitelerine ve “son dönem bakım evleri”ne taşınmıştır. Bu gelişmeyle beraber yaşamın son günlerinde bakımın taşıması gereken niteliklerle ilgili çalışmalar da artmıştır.

Ölümle karşılaşma durumunda hemen herkeste (hasta, ailesi ve sağlık çalışanları) anlık, aşırı ve belirli tepkiler  ve yanlış anlamalardan kaçınmak zordur ve bunlarla baş etmek sağlık çalışanlarının sorumluluğudur.

Hemşirelerin yüzleşmesi gereken en zor durumlardan biri, yapılabilecek her şey yapılmasına rağmen bazı hastaların öleceği gerçeğidir. Bu gerçeği değiştirememekle beraber hemşireler verdikleri bakımla, bireyin yaşamının son gününe kadar sürekli ve önemli etkiler yaratmaktadırlar. Yaşamın son günlerinde bakım, bitmek üzere olan ve o kişiye özgü yaşamı tanımlayan fiziksel, ruhsal, psikolojik, ailesel, sosyal ve kültürel özelliklere yönelik olmalıdır.

Bakımın hedefleri, ölüm sürecinde rahatlatıcı ve destekleyici bakım sağlamak, kalan yaşam süresinin kalitesini artırmak, onurlu bir ölüm sağlanmasına yardım etmektir. Yaşamın son günleri bakımının temelini şu ilkeler oluşturmaktadır; Kişi, ölüm oluncaya kadar yaşamaktadır ve ölüm gerçekleşinceye kadar multidisipliner bakım devam etmektedir.

Bakım, işbirliği içinde ve kültürel özelliklere saygılı bir şekilde sürdürülür. Bakım, hasta ve ailesinin fiziksel, psikolojik ve manevi yönlerini içerir. Ölümü yaklaşan hasta ve ailesiyle çalışan sağlık çalışanları yaklaşan ölümün fiziksel ve psikolojik belirtilerini tanımlayabilmeli ve uygun şekilde bakımı planlayabilmelidir.

Ölümün fizyolojik göstergeleri

Halsizlik ve bitkinlik; özellikle eklemlerde rahatsızlık yaratır ve bası yarası riskini artırır. İştahsızlık ve besin alımında azalma; ölümü yaklaşan hastada bu normal bir durumdur ancak aile üyeleri bunu genellikle “mücadeleyi bırakma” olarak yorumlar. Parenteral ya da enteral beslenme iyileşme sağlamaz ya da yaşamı uzatmaz ve hastaya rahatsızlık verir. Sıvı elektrolit dengesizliği; sıvı alımında azalma normaldir ve sıkıntı yaratmaz.

Bazen deliryumu azaltmak için verilen sıvılar, ödem artışı, nefes alamama, öksürük ve sekresyon artmasına neden olabilir. Hipotansiyon ve böbrek yetmezliği; kardiyak Output azaldıkça intravasküler sıvı miktarı da azalır.

Sonuç olarak da renal perfüzyon ve üriner output azalır. Hastada taşikardi, hipotansiyon, ekstremitelerde soğukluk, ciltte lekeler ve siyanoz olur. Nörolojik işlev bozukluğu; serebral perfüzyonda azalma, hipoksemi, metabolik asidoz, böbrek yetmezliği, ilaç etkileri ve hastalıkla ilgili faktörler gibi birçok etkenden dolayı nörolojik işlevlerde bozulma olur.

Bunlar bilinçlilikte azalma ve ajite deliryuma neden olabilirler. Tüm bunlar bu dönemde normal olsa da aile için çok sıkıntı vericidir.

Yaşam sona ererken görülen psikolojik belirtiler neredeyse evrenseldir ve  hasta gibi aile üyelerini de etkiler. En yaygın olanlar keder, anksiyete, depresyon ve konfüzyonel durumlardır. Bu belirtilere ek olarak, yaklaşan ölüme ilişkin aşağıdaki psikososyal durumlar ortaya çıkabilmektedir;

  • Karar verme süreçlerinde değişim
  • Bitmemiş işlerle ilgili anksiyete
  • Sosyallikte azalma
  • Yalnızlık / Değersizlik /Ağrı korkusu
  • Çaresizlik
  • Yaşamı gözden geçirme
  • Sakinlik
  • Veda etme
  • Iletişim kurma tarzında değişme
  • Görsel deneyimler yaşama

İçe dönme Psikolojik ve fiziksel belirtilerden çoğu, belli bir düzen içinde bir arada ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yaşamın sonunda fiziksel, psikolojik ve varoluşsal faktörler birbirinden bağımsız olarak değerlendirilemezler. Bu faktörlerin hepsi eşit düzeyde önemlidir ve birbiriyle eşgüdümlü bir şekilde bakımda yer almalıdır.

Yaşamın son günleri için verilecek bakım bütüncül yaklaşımı içerir. Bu nedenle, hem fiziksel hem de psikososyal gereksinimlere yönelik hemşirelik tanıları koymak ve bakım vermek gerekmektedir. Bu dönemde hasta ve ailenin dikkati hemşirelik bakımındadır. Saygı, onur ve rahatlık, hasta ve aile için önemlidir.

Bir önceki yazımız olan Fiksasyon ve Fiksatifler başlıklı makalemizde hemşirelik dersleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorumu Gönder

Please enter your comment!
İsminiz